Sevgili öğretmenim Bekir Dinçtürk

Sevgili öğretmenim Bekir Dinçtürk

Bekir Dinçtürk

Öğretmenlik okulda yapılan bir meslek değildir. Öğretmen her yerde öğretmendir. Öğretmenlik özveridir, çalışmadır, çevresine örnek olmaktır, bilgisini etrafa yayabilmektir. İşte emekli olmasına rağmen farkındalık oluşturan Bekir öğretmenim bunun en güzel örneğidir.

Eli öpülesi emekli öğretmenim Bekir Dinçtürk sağolsun emeğini esirgemedi. Bizi ilkokulda okuttu, her zaman hayırla yad ediyorum. Böyle değerli bir öğretmenin öğrencisi olmaktan gurur duyarım. Sadece Bekir öğretmenimi değil bizim bu günlere gelmemizde emeği geçen tüm öğretmenlerimi seviyorum. İşte öğretmenlik öyle bişeydir ki; emekli olsanız da yerinde duramazsınız, yine etrafınıza ışık saçmanız gerek, yine birilerinin elinden tutmanız gerek diye çabalarsınız.

Öğretmenimin bana vermiş olduğu bir fotokopiyi buldum bu yazıyı yazmayı hissettim. Bu fotokopi inanıyorum ki pek çok kişide vardır. İçinde takvim yaprağından alınan kısımlar da var kendi el yazısı ile yazdığı notlar da. Kendine göre önemli gördüğü noktaları biriktirmiş, çok iyi de etmiş. Günümüze ışık tutması açısından kendi yazdığı bir yazıyı aşağıda paylaşıyorum.

2900 yıl önceki bir yazıdır. Bu yazıyı kaleme alan kişi ya fazla ileri görüşlüydü, ya da hayatta değişen hiç bir şey yok.

1951-1952 öğretim yılında İvriz Köy Enstitüsü son sınıfta öğrenci iken meslek dersleri öğretmenlerimiz Mehmet Ali Eren çoğumuz tanırız. O şöyle demişti: Rahmetli, “Öğretmenlikte okuduğunuz her yazıyı ayrı ayrı değerlendirin, kendinizce hoşunuza giden, değerli bulduklarınızı bir dosyada toplayın. Zaman zaman boş zamanınızda dosyanızı karıştırın. İnanın ki mesleğinizde ve yaşamınızda içinde çok değerli olanları vardır.”

Öğretmenimin sözünü tuttum. Hayli kabarık dosyam var. Boş zamanımda özellikle de sıkıldığımda okurum.

Bu yazının fotokopisi var. Okuduğumda değerli buldum. Gazetenizde okuyucularımın da günümüze göre yorumlayacağını ümit ediyorum.

Yalnız planların değil, başarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın.İşini öyle seveceksin ki, başarının bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

gürültü pınarının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten, telaşsız, kısa ve açık konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil olduklarında zaman bile dinle onları. Çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki; insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın, o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bahçıvan olmak için, her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

…..

 

Etiketlenmiş .Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir